Torino Nasıl Bir Şehir ve Gezilecek Yerler Hangi Bölgelerde Toplanır?
Torino, İtalya’nın geri kalanından biraz farklı bir ruh haline sahip. Burası, karmaşanın değil, düzenin ve zarafetin şehri. Po Nehri’nin kıyısında, arkasında heybetli dağlarla sizi karşılayan bu şehir, aslında çok kolay bir navigasyona sahip. Şehre ilk ayak bastığınızda dikkatinizi çeken şey, geniş ve birbirini dik kesen caddeler olacaktır. Bu yapı, Roma döneminden kalan o düzenli şehir planlamasının bir mirası. Dolayısıyla torino gezi planı yaparken kafanızın karışması pek mümkün değil. Şehir, sanki ziyaretçisini yormamak üzerine tasarlanmış gibi.
Torino’nun turistik bölgeleri nerelerdir?
Torino’da hayat ve turizm aslında belirli odak noktaları etrafında dönüyor. Eğer şehri bölümlere ayırırsak, keşif süreciniz çok daha verimli hale gelir. Torino turistik bölgeler denilince akla gelen ilk yer, tabii ki o meşhur revaklı (portico) caddelerin çevrelediği merkezdir. Bu revaklar toplamda 18 kilometreyi buluyor; yani yağmur yağsa bile ıslanmadan tüm şehri gezebilirsiniz. Bu, benim gibi plansız yakalanan gezginler için hayat kurtarıcı bir detay!
Tarihi merkez
Torino’da tarihi merkez şehrin kalbinin attığı yerdir. Piazza Castello bu merkezin tam göbeği sayılır. Etrafındaki sokaklar, sizi orta çağdan baroka, oradan modern döneme taşıyan birer zaman makinesi gibi. Burada yürürken başınızı yukarı kaldırmaktan kendinizi alıkoyamayacaksınız. Her binanın bir hikayesi, her köşenin bir asilliği var. Burası aynı zamanda torino şehir merkezi gezilecek yerler listesinin de başlangıç noktasıdır.
Saraylar bölgesi
Savoy Hanedanı’nın mirası olan bu bölge, şehre “İtalya’nın Küçük Paris’i” unvanını kazandıran yerdir. Torino sarayları sadece tek bir noktada değil, merkezin farklı kollarına yayılmış durumdadır. Ancak Piazza Castello çevresindeki kraliyet yapıları, yoğunluğun en fazla olduğu alanı oluşturur. Bu bölge, kendinizi bir anda 18. yüzyılda bir kraliyet davetine gidiyormuş gibi hissetmenizi sağlar.
Müze yoğunluklu alanlar
Torino tam bir kültür başkenti. Torino müzeleri genellikle merkezin hemen güneyinde ve doğusunda konumlanmıştır. Mısır Müzesi’nden Sinema Müzesi’ne kadar uzanan bu aks, sanat ve tarih meraklıları için adeta bir cennet. Müze yoğunluklu alanlarda gezerken, her sokak başında başka bir koleksiyona ev sahipliği yapan bir kapı görebilirsiniz. Bu da torino gezi durakları arasındaki mesafelerin ne kadar kısa olduğunu gösteriyor.
Nehir çevresi
Po Nehri, şehre bambaşka bir romantizm katıyor. Nehir kenarı, özellikle yerel halkın sosyalleştiği, koşu yaptığı ve hafta sonlarını geçirdiği bir nefes alma alanı. Torino nehir kenarı boyunca uzanan yürüyüş yolları, sizi meşhur Valentino Parkı’na kadar götürür. Burası şehrin o asil duruşunun doğayla buluştuğu, daha sakin ve dingin bir bölgedir.
Torino yürüyerek gezilebilen bir şehir mi?
Kesinlikle evet! Aslında bana sorarsanız, torino’da görülecek yerler en iyi yürüyerek keşfedilir. Şehrin düz ayak olması büyük bir avantaj. İtalya’nın tepelik şehirlerinden sonra burası dizleriniz için bir bayram yeri gibi gelecek. Ayrıca o meşhur revaklar sayesinde hava ne olursa olsun yürümek bir keyif. Torino’da yürüyerek gezilecek yerler o kadar birbirine yakın ki, toplu taşıma kullanmak bazen o güzel sokak detaylarını kaçırmanıza neden olabilir. Ben şahsen Porta Nuova tren istasyonundan başlayıp nehir kıyısına kadar saatlerce yürüdüğümü, ama hiç yorulmadığımı hatırlıyorum.
Torino’da gezilecek yerleri planlamak neden önemlidir?
Şehir düzenli olsa da, içerik o kadar zengin ki, plansız hareket etmek zaman kaybına yol açabilir. Torino seyahat rehberi gezilecek yerler konusunda oldukça cömerttir ancak bazı müzeler (özellikle Mısır Müzesi gibi popüler olanlar) önceden rezervasyon gerektirebilir. Ayrıca bazı saraylar haftanın belirli günleri kapalı olabiliyor. Torino gezi rotası önceden belirlendiğinde, hem o meşhur tarihi kafelerde vakit ayırabilir hem de hiçbir önemli detayı kaçırmadan şehri deneyimleyebilirsiniz. Zamanı iyi yönetmek, bu zarif şehrin tadını acele etmeden çıkarmak demektir.
Torino’nun Tarihi Merkezinde Hangi Yerler Görülmeli?
Torino’nun merkezi, sanki bir cetvelle çizilmiş gibi muntazam caddelerin, uçsuz bucaksız görünen meydanlarla birleştiği bir mühendislik ve sanat harikasıdır. Burası, İtalya’nın ilk başkenti olmanın verdiği o vakur duruşu hala iliklerinize kadar hissettirir. Torino tarihi merkez bölgesinde yürürken kendinizi bir açık hava müzesinde gibi hissetmeniz işten bile değil. Benim bu bölgedeki favori aktivitem, herhangi bir haritaya bakmadan sadece o görkemli binaları takip ederek ilerlemekti. Her sokak sizi mutlaka şehri simgeleyen bir yapıya veya geniş bir meydana çıkaracaktır.
Şehrin kalbi sayılan meydanlar hangileridir?
Torino’da hayat meydanlarda akar. Şehrin oturma odası olarak kabul edilen Piazza Castello, listenizin en başında olmalı. Burası sadece bir meydan değil, aynı zamanda Palazzo Madama ve Palazzo Reale gibi devasa yapıların kucaklaştığı bir tarih merkezidir. Meydandaki fıskiyelerin sesiyle kraliyet saraylarının heybeti birleşince ortaya çıkan atmosfer gerçekten büyüleyici.
Hemen ardından gelen Piazza San Carlo, şehrin en şık ve aristokrat yüzüdür. “Torino’nun oturma odası” yakıştırması en çok buraya yakışıyor. Meydanın girişindeki ikiz kiliseler ve ortadaki heybetli atlı heykel, burayı torino’da fotoğraf çekilecek yerler arasında zirveye taşır. Burada bir kahve molası vermek, Torino’nun o yavaş ve kaliteli yaşam tarzını anlamak için en iyi yoldur. Ayrıca Piazza Vittorio Veneto, Avrupa’nın en büyük revaklı meydanlarından biri olarak nehre açılan kapınız olacaktır. Bu üç meydan, torino’da gezilecek meydanlar listesinin sarsılmaz üçlüsüdür.
Tarihi caddelerde yürümek neden özel bir deneyimdir?
Torino’nun caddeleri sadece ulaşım yolları değil, birer mimari galeri gibidir. Özellikle Via Roma, Via Po ve Via Garibaldi, torino’da yürüyerek gezilecek yerler arasında en popüler olanlarıdır. Peki, bu caddeleri özel kılan nedir? Tabii ki o meşhur revaklar! Yağmurlu bir günde bile elinizde şemsiye olmadan kilometrelerce yürüyebilmek, vitrinlere bakmak ve tarihi binaların detaylarını incelemek paha biçilemez bir lükstür.
Via Po, Piazza Castello’yu nehre bağlayan, hafif eğimli ve her iki yanı kitapçılarla, antikacılarla dolu bir caddedir. Burada yürürken kendinizi 1800’lerin sonunda bir entelektüel gibi hissetmemeniz imkansız. Via Roma ise daha modern, lüks markaların ve şık aydınlatmaların olduğu, şehrin ticari ama yine de estetik damarıdır. Bu caddeler, torino şehir turu yaparken size şehrin ritmini en doğal haliyle sunar.
Torino’nun sembol yapıları nerede bulunur?
Şehrin sembolü denilince herkesin aklına ilk gelen o sivri kule, yani Mole Antonelliana’dır. Bu devasa yapı, tarihi merkezin biraz doğusunda, ara sokakların arasından birden karşınıza çıkarak sizi şaşırtır. İlk başta bir sinagog olarak tasarlanan ama sonra şehrin simgesi haline gelen bu kule, torino’da görülmesi gereken noktalar listesinin olmazsa olmazıdır.
Bunun yanı sıra, Piazza Castello’da bulunan Palazzo Reale (Kraliyet Sarayı), Savoy Hanedanı’nın ihtişamını temsil eden en önemli semboldür. Şehrin her yerinden görülebilen Superga Bazilikası ise karşı tepede, şehri bir koruyucu gibi izler. Bu yapılar, torino’nun şehir simgeleri olarak hem tarih meraklılarını hem de mimari tutkunlarını kendine çeker. Eğer bu yapıları görmediyseniz, Torino’yu tam anlamıyla gezmiş sayılmazsınız.
Torino’da Mutlaka Görülmesi Gereken Tarihi Yapılar Hangileridir?
Torino, İtalya Birliği’nin ilk başkenti olmanın gururunu her taşında taşıyan bir şehir. Bu yüzden buradaki yapılar sadece “eski bina” değil, her biri İtalyan kimliğinin oluşumuna tanıklık etmiş anıtlardır. Torino’da tarihi yerler denilince akla gelen o ağır barok hava, şehre adım attığınız andan itibaren sizi sarmalar. Benim bu binalar arasında dolaşırken hissettiğim şey, sanki her an bir köşeden Savoy hanedanından bir soylu çıkacakmış gibi bir asalet duygusuydu. Torino’da tarihi yapılar sadece dış cepheleriyle değil, iç mekanlarındaki o akıl almaz işçilikle de sizi büyülemeye hazır.
Torino’nun en önemli sarayları hangileridir?
Eğer bir saray tutkunuysanız, doğru şehirdesiniz. Listenin en başında kuşkusuz Palazzo Reale (Kraliyet Sarayı) yer alıyor. Burası yüzyıllar boyunca Savoy Hanedanı’nın ikametgahı olmuş ve ihtişamın tanımını yeniden yapmış bir yerdir. Sarayın içindeki Kraliyet Silahhanesi (Armeria Reale), Avrupa’nın en büyük ve en önemli silah koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. Şövalye zırhlarını ve altın kaplama kılıçları gördüğünüzde ağzınızın açık kalması çok normal.
Bir diğer başyapıt ise Palazzo Madama. Piazza Castello’nun ortasında, bir tarafı orta çağ kalesi diğer tarafı ise görkemli bir barok saray olan bu bina, mimari bir mucize gibidir. İki farklı dönemi tek bir gövdede birleştiren bu yapı, torino sarayları arasında en özgün olanıdır. Ayrıca şehrin biraz dışında kalan ama UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Venaria Reale, “İtalya’nın Versailles’ı” olarak bilinir ve muazzam bahçeleriyle torino’da görülmesi gereken yerler arasında mutlaka bulunmalıdır.
Şehirdeki tarihi kiliseler neden dikkat çeker?
Torino kiliseleri, sadece dini mekanlar değil, aynı zamanda barok sanatının zirve noktalarıdır. Şehrin en gizemli yapılarından biri olan Torino Katedrali (Duomo di Torino), meşhur “Kutsal Kefen”e (Sindone) ev sahipliği yapar. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra sarıldığına inanılan bu kumaş, şehre mistik bir hava katar. Her ne kadar orijinali çok nadir sergilense de, katedralin atmosferi bile sizi etkilemeye yetiyor.
Bir diğer mimari harika ise Guarino Guarini tarafından tasarlanan San Lorenzo Kilisesi. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir bina gibi görünse de, içeri girdiğinizde kubbenin o geometrik ve ışık oyunlarıyla dolu yapısı sizi şaşırtacaktır. Bu kiliseler, torino kiliseleri rehberinde “mühendislik harikası” olarak geçer. Özellikle barok mimarinin o karmaşık ama huzurlu yapısını anlamak için bu duraklar vazgeçilmezdir.
Kraliyet döneminden kalan yapılar nerelerde görülebilir?
Kraliyet izleri sadece saraylarda değil, şehrin tüm dokusuna yayılmış durumdadır. Örneğin, Palazzo Carignano, tuğla işçiliğiyle yapılmış kavisli cephesiyle dünyada eşi benzeri olmayan bir barok eserdir. İtalya’nın ilk parlamentosuna ev sahipliği yapmış olması, burayı torino’da tarihi yerler nereler sorusunun en önemli cevaplarından biri yapar.
Ayrıca, nehir kenarında yükselen Castello del Valentino, bugün mimarlık fakültesi olarak kullanılsa da, eski bir kraliyet yazlık sarayıdır. Fransız tarzı mimarisiyle nehir kıyısına masalsı bir hava katar. Şehrin dört bir yanına dağılmış bu kraliyet dönemi yapıları, Torino’nun o aristokrat ruhunu her köşede hissetmenizi sağlar. Torino’da ünlü yapılar nerede derseniz, rotanızı her zaman Piazza Castello merkezli genişleyen dairelere çevirebilirsiniz.
Torino’nun En Ünlü Müzeleri Hangileridir?
Eğer bir müze tutkunuysanız, Torino sizi kelimenin tam anlamıyla ihya edecektir. Şehir, klasik sanat anlayışından modern teknolojiye, antik tarihten popüler kültüre kadar o kadar geniş bir yelpaze sunuyor ki, bazen hangi kapıdan gireceğinizi şaşırıyorsunuz. Torino müzeleri, sadece İtalya için değil, dünya ölçeğinde “tekil” ve “en” olma özelliklerini taşıyan duraklardır. Benim için Torino’da bir müzeye girmek, sadece eserlere bakmak değil; o eserin ruhuna uygun şekilde tasarlanmış bir atmosferde kaybolmak demek.
Torino neden müzeleriyle ünlü bir şehir olarak bilinir?
Torino’nun müzecilikteki başarısı, tematik derinliğinden gelir. Burası, her konuda “en iyisini” yapma iddiasındaki bir şehir. Örneğin, Mısır dışındaki en büyük Mısır müzesine sahip olmak veya sinema tarihini dikey bir kule içinde anlatmak her şehrin harcı değildir. Torino neden müzeleriyle ünlü bir şehir olarak bilinir? Çünkü burada müzeler statik birer sergi alanı değil, interaktif ve yaşayan mekanlardır. Torino kültürel mekanlar açısından o kadar zengindir ki, şehir planlaması bile bu kültürel mirası korumak üzerine kurulmuştur. Torino’da görülmesi gereken müzeler dendiğinde, her birinin kendi alanında bir dünya markası olması bu ünün en büyük sebebidir.
Şehirde en çok ziyaret edilen müzeler hangileridir?
Listenin en başında, dünya çapında bir fenomen olan Museo Egizio (Mısır Müzesi) yer alıyor. Burası, Kahire’den sonra dünyadaki en önemli Mısır koleksiyonuna sahiptir. Firavun heykellerinin, mumyaların ve binlerce yıllık papirüslerin arasında yürürken kendinizi Nil kıyısında bir zaman yolculuğuna çıkmış gibi hissediyorsunuz. Torino turistik noktalar arasında burası, her yıl milyonlarca insanı kendine çeken mutlak bir duraktır.
Bir diğer fenomen ise Museo Nazionale del Cinema (Ulusal Sinema Müzesi). Şehrin simgesi Mole Antonelliana binasının içinde yer alan bu müze, bence dünyanın en yaratıcı müze tasarımlarından birine sahip. Asansörle kulenin tepesine çıkarken etrafınızda dönen sinema tarihini izlemek büyüleyici. Ayrıca otomobil meraklıları için MAUTO (Torino Otomobil Müzesi), otomotivin kalbi olan bu şehirde mutlaka görülmesi gereken, teknolojiyi sanatla birleştiren bir yerdir. Bu üçlü, torino’da en çok ziyaret edilen yerler listesinin değişmez üyeleridir.
Hangi müzeler gerçekten zaman ayırmaya değer?
Eğer vaktiniz kısıtlıysa ve “hangisine gerçekten değecek?” diye soruyorsanız, Mısır Müzesi ve Sinema Müzesi tartışmasız ilk iki sıradadır. Ancak sanat tutkunuysanız, Galleria Sabauda ve Palazzo Madama içindeki antik sanat koleksiyonları, Avrupalı ustaların nadide eserlerini görmek için eşsizdir.
Torino sanat müzeleri arasında daha modern bir dokunuş arayanlar için GAM (Modern ve Çağdaş Sanat Galerisi) şahane bir tercihtir. Eğer biraz şehir dışına çıkma imkanınız varsa, Rivoli Kalesi Çağdaş Sanat Müzesi, tarihi bir kalede ultra-modern eserleri görmek için inanılmaz bir kontrast sunar. Torino’da görülmesi gereken noktalar listesini yaparken ilgi alanınıza göre bu müzelerden en az ikisine tam gün ayırmanızı öneririm. Unutmayın, bu müzeler “hızlıca gezilip çıkılacak” yerler değil, her bir köşesi ayrı bir hikaye anlatan yaşayan hafıza merkezleridir.
Torino’da En Güzel Meydanlar Nerelerdedir?
Torino’nun meydanları, İtalya’nın diğer şehirlerindeki o dar ve düzensiz meydanlara hiç benzemez. Burada her şey bir simetri ve zarafet üzerine kuruludur. Şehri gezerken bir meydandan diğerine geçerken aslında Torino’nun farklı dönemlerine de tanıklık edersiniz. Torino tarihi meydanlar açısından o kadar zengindir ki, bazen kendinizi bir film setinde sanabilirsiniz. Benim için bu meydanlar, bir şehri sadece gezmek değil, onu yaşamak için en ideal noktalardır.
Torino’nun en büyük meydanı hangisidir?
Şehrin ve hatta Avrupa’nın en büyük meydanlarından biri olan Piazza Vittorio Veneto, nehir kıyısında sizi tüm heybetiyle karşılar. Bu meydan, yaklaşık 31.000 metrekarelik devasa bir alana yayılmıştır ve üç tarafı o meşhur revaklarla çevrilidir. Torino’da gezilecek meydanlar denildiğinde burası, özellikle akşamüstü saatlerinde nehrin serinliğini hissetmek için gidilecek ilk yerdir. Meydanın ucuna geldiğinizde karşınıza çıkan Po Nehri ve üzerindeki Ponte Vittorio Emanuele I köprüsü, size muazzam bir derinlik algısı sunar. Burası aynı zamanda torino şehir meydanları arasında en çok insanı aynı anda barındırabilen, etkinliklerin ve kutlamaların merkezidir.
En hareketli meydanlar nerede bulunur?
Eğer şehrin nabzını tutmak, o cıvıl cıvıl kalabalığa karışmak istiyorsanız adresiniz Piazza Castello olmalıdır. Şehrin tam merkezi burasıdır; tüm ana caddeler bir güneşin ışınları gibi bu meydana çıkar. Torino gezilecek yerler rotanızın başlangıç noktası genellikle burası olur. Sokak sanatçıları, işine yetişmeye çalışan şık İtalyanlar ve etrafı hayranlıkla izleyen turistler burada bir harmoni oluşturur.
Bir diğer hareketli nokta ise Piazza San Carlo‘dur. Burası Torino’nun en “sosyetik” meydanıdır. Meydanın etrafındaki tarihi kafelerden süzülen kahve kokusu, şık dükkanların vitrinleriyle birleşir. Torino’da popüler gezi noktaları arasında olan bu meydan, özellikle akşam saatlerinde ışıklandırmasıyla bambaşka bir enerjiye bürünür. Buradaki tarihi kafelerde oturan insanları izlemek bile başlı başına bir etkinliktir.
Fotoğraf çekmek için en iyi meydanlar hangileridir?
Fotoğraf makineniz veya telefonunuz hazırsa, Piazza San Carlo’nun ikiz kiliselerini (Santa Cristina ve San Carlo Borromeo) arkanıza alıp o meşhur atlı heykeli (Emanuele Filiberto) kadraja sığdırdığınızda, en ikonik Torino karesini yakalamış olursunuz. Burası torino’da fotoğraf çekilecek yerler arasında her zaman ilk sıradadır.
Ancak daha farklı ve biraz daha gizemli kareler peşindeyseniz, Piazza Carignano’yu tek geçerim. Palazzo Carignano’nun o kavisli, kırmızı tuğlalı barok cephesi, güneş ışığı vurduğunda inanılmaz bir doku sunar. Torino’da manzara görülecek yerler denildiğinde genellikle tepeler akla gelse de, bu meydanın sunduğu mimari manzara tam bir sanat eseridir. Ayrıca Piazza della Consolata, daha küçük ve samimi yapısıyla, o eski İtalyan mahalle kültürünü fotoğraflamak için harika bir duraktır.
Torino’da Manzara Görmek İçin Nereye Gidilir?
Torino, coğrafi konumu itibarıyla manzara konusunda çok şanslı bir şehir. Bir yanınızda masalsı Alpler, diğer yanınızda şehrin içinden kıvrılarak geçen Po Nehri ve tam ortada yükselen o ikonik kuleler… Torino manzara noktaları sadece şehri izlemek için değil, aynı zamanda o meşhur İtalyan ışığının binalar üzerindeki oyunlarını seyretmek için de mükemmeldir. Şehri tepeden gördüğünüzde, neden “İtalya’nın Küçük Paris’i” dendiğini çok daha iyi anlayacaksınız.
Şehri yukarıdan görebileceğiniz noktalar nereleridir?
Şehrin tam kalbinde, göğe doğru yükselen bir mızrak ucu gibi duran Mole Antonelliana, kuşkusuz ilk durağınız olmalı. Sinema Müzesi’nin de içinde bulunduğu bu devasa yapının tepesine, cam bir asansörle çıkmak başlı başına bir adrenalin kaynağı. Torino’da manzara görülecek yerler denilince zirve burasıdır. Kulenin seyir terasına ulaştığınızda, 360 derecelik bir açıyla tüm şehri ve açık bir havadaysanız karlı Alpler’i görebilirsiniz.
Bir diğer önemli nokta ise nehrin hemen karşı kıyısında yükselen Monte dei Cappuccini tepesidir. Burası, Torino’nun o meşhur kartpostallık fotoğraflarının çekildiği yerdir. Şehir merkezinden yürüyerek bile ulaşabileceğiniz bu tepede, Santa Maria del Monte Kilisesi’nin önündeki terastan şehri izlemek paha biçilemez. Torino seyahat rehberi gezilecek yerler listenize burayı mutlaka “gün batımı” notuyla eklemelisiniz.
Gün batımı izlemek için en iyi yerler hangileridir?
Eğer romantik bir an arıyorsanız veya fotoğrafçılıkla ilgileniyorsanız, gün batımı için rotanız kesinlikle Superga Bazilikası olmalı. Şehrin epey yukarısında, bir tepenin üzerine kurulu olan bu bazilika, günün son ışıkları şehri turuncuya boyarken size masalsı bir manzara sunar. Torino panoramik noktalar arasında burası, en geniş görüş açısına sahip olanıdır. Buraya eski bir dişli tren (tramvia) ile çıkmak ise deneyimi çok daha nostaljik ve keyifli hale getirir. Şehrin ışıklarının birer birer yanışını buradan izlemek, Torino gezinizin en unutulmaz anlarından biri olacaktır.
Torino’da panoramik manzara sunan yerler nerelerdir?
Mole Antonelliana ve Superga dışında, daha modern bir bakış açısı isteyenler için Grattacielo Intesa Sanpaolo binasının tepesindeki bioklimatik sera ve restoran harika bir alternatiftir. Şehrin gökdelenlerinden biri olan bu binadan, Torino’nun modern yüzünü ve simetrik sokak planını çok net görebilirsiniz.
Ayrıca, Torino şehir manzarası için daha az bilinen ama çok etkileyici bir yer de Palazzo Madama’nın kuleleridir. Piazza Castello’nun tam ortasında yer alan bu tarihi kulenin tepesine çıktığınızda, kendinizi o devasa meydanın ve şehrin ana caddelerinin tam merkezinde bir gözlemci gibi hissedersiniz. Bu noktalar, torino’da fotoğraf çekilecek yerler arayanlar için her biri farklı bir açı ve farklı bir hikaye sunar.
Torino’da Doğa ve Parklar Nerelerde Bulunur?
Torino’da doğa, şehrin dışına sürülmüş bir şey değil; tam aksine şehrin damarlarına işlemiş bir parçadır. Po Nehri boyunca uzanan devasa yeşil alanlar, şehri bir uçtan bir uca sarar. İtalyanların o meşhur “dolce far niente” (hiçbir şey yapmamanın tatlılığı) felsefesini en iyi deneyimleyeceğiniz yerler kesinlikle bu parklardır. Torino şehir parkları, yerel halkın kitap okuduğu, piknik yaptığı ve Alpler’in serinliğini hissettiği gerçek birer kaçış noktasıdır. Benim için Torino’da parkta vakit geçirmek, şehrin o bazen fazla ciddi olan havasını dağıtan en samimi andı.
Şehirdeki en büyük park hangisidir?
Torino’nun tartışmasız en ünlü ve en sevilen yeşil alanı Parco del Valentino’dur. Burası sadece bir park değil, içinde binbir çeşit hikaye barındıran bir yaşam alanıdır. Torino’da gezilecek parklar denilince akla gelen ilk yer olan Valentino, Po Nehri’nin kıyısı boyunca uzanır. İçerisinde masalsı bir Orta Çağ kasabası replikası olan Borgo Medioevale’yi ve görkemli Valentino Şatosu’nu barındırır. Parkta yürürken karşınıza çıkan sincaplar ve nehirde süzülen kuğular, size kendinizi bir Avrupa başkentinde değil de, bir doğa belgeselinde gibi hissettirebilir.
Nehir kenarında gezilecek yerler nerelerdedir?
Po Nehri, Torino’nun ruhudur. Nehir boyunca uzanan Murazzi del Po bölgesi, özellikle yürüyüş ve bisiklet tutkunları için idealdir. Torino nehir kenarı, Piazza Vittorio Veneto’dan başlayarak kilometrelerce süren bir rota sunar. Bu hat boyunca yürürken, nehrin üzerindeki zarif köprüleri ve karşı kıyıdaki lüks villaları izlemek harika bir deneyimdir. Ayrıca, nehir üzerinde düzenlenen kano ve kürek turlarını izlemek, torino’da keşfedilecek yerler listenize sportif bir dokunuş ekler. Akşamüstü nehir kenarındaki banklardan birine oturup suyun akışını izlemek, tüm gezi yorgunluğunu üzerinizden alacaktır.
Dinlenmek için en güzel yeşil alanlar hangileridir?
Eğer kalabalıktan biraz daha uzaklaşmak ve gerçek bir huzur bulmak istiyorsanız, rotanızı Villa della Regina’nın bahçelerine çevirmelisiniz. Şehrin tepelerinde yer alan bu sarayın bahçeleri, hem muazzam bir manzara sunar hem de içindeki üzüm bağlarıyla sizi bir anda Toskana’daymışsınız gibi hissettirir. Torino’da dinlenilecek yerler arasında burası benim gizli favorimdir.
Bunun yanı sıra, Parco della Pellerina, şehrin biraz daha dışında kalsa da geniş göletleri ve spor alanlarıyla tam bir huzur noktasıdır. Torino gezilecek alanlar içinde daha yerel bir deneyim arayanlar için burası biçilmiş kaftandır. Şehrin kuzeyindeki La Mandria Bölge Parkı ise, eski bir kraliyet av sahası olarak uçsuz bucaksız çayırları ve özgürce dolaşan geyikleriyle doğa tutkunlarını bekliyor.
Torino’nun o yeşil ve huzurlu parklarından sonra, şimdi gözlerimizi binaların detaylarına, o baş döndürücü geometrilere ve şehrin karakterini belirleyen o asil çizgilere çeviriyoruz. Torino, mimari açıdan tam bir kontrastlar şehridir; bir yanda barok dönemin ağırbaşlı zarafeti, diğer yanda ise İtalya’nın endüstriyel gücünü simgeleyen modern dokunuşlar bulunur. Torino’da görülecek yerler listenizde mimariyi anlamak, şehrin ruhunu çözmek demektir.
Torino’da Mimari Açıdan En Etkileyici Yerler Hangileridir?
Torino’ya ilk geldiğimde beni en çok şaşırtan şey, şehrin ne kadar “geometrik” olduğuydu. Sokaklar birbirini öyle bir düzenle kesiyor ki, kendinizi devasa bir labirentte değil de, titizlikle hazırlanmış bir teknik çizimin içinde gibi hissediyorsunuz. Torino mimari yapıları, sadece estetik kaygılarla değil, aynı zamanda bir güç ve düzen göstergesi olarak inşa edilmiş. Bu şehirde yürürken başınızı yukarı kaldırdığınızda göreceğiniz her bir detay, aslında Savoy Hanedanı’nın dünyayı nasıl gördüğünün bir yansımasıdır.
Torino mimarisini farklı yapan nedir?
Torino’yu diğer İtalyan şehirlerinden ayıran en temel özellik, onun o meşhur “rigore” yani disiplinli yapısıdır. Roma’nın kaosu veya Napoli’nin karmaşası burada yoktur. Torino mimari eserler açısından, Fransız etkisiyle harmanlanmış bir İtalyan zevki sunar. Şehrin o uçsuz bucaksız revakları (porticolar), sadece yağmurdan korunmak için değil, aynı zamanda kraliyetin ihtişamını halkın her an hissetmesi için tasarlanmıştır. Bu revaklı yapılar, torino’da mimari açıdan önemli yerler dendiğinde şehre o karakteristik “saray yavrusu” havasını veren en önemli unsurdur.
Barok mimariyi nerede görebilirsiniz?
Eğer barok sanatının zirvesini görmek istiyorsanız, doğru yerdesiniz. Torino, Avrupa’nın barok başkentlerinden biridir. Bu stilin en uç ve en yaratıcı örneklerini Guarino Guarini ve Filippo Juvarra gibi dahi mimarların elinden çıkmış yapılarda görebilirsiniz. Torino barok mimari örnekleri için ilk durağınız kesinlikle San Lorenzo Kilisesi ve Palazzo Carignano olmalı.
Özellikle Palazzo Carignano’nun o dalgalı tuğla cephesi, dönemi için devrim niteliğindedir. Işığın ve gölgenin bu binalar üzerindeki oyununu izlemek, torino’da tarihi binalar arasında bir hazine avına çıkmak gibidir. Ayrıca, şehrin hemen dışındaki Superga Bazilikası, barok ve klasisizmin o muazzam dengesini devasa bir kubbe altında birleştirir. Bu yapılar, torino’da görülmesi gereken yerler listesinin estetik omurgasını oluşturur.
Modern mimari örnekleri nerelerde bulunur?
Torino sadece geçmişe takılıp kalmış bir şehir değil; modernizmin ve endüstriyel tasarımın da kalbidir. Torino modern mimari denilince akla gelen ilk yer, eski bir FIAT fabrikasıyken Renzo Piano tarafından bir kültür merkezine dönüştürülen Lingotto binasıdır. Binanın çatısındaki o efsanevi test pisti, modern mimarinin fonksiyonellikle nasıl birleşebileceğinin en ikonik kanıtıdır.
Ayrıca, Grattacielo Intesa Sanpaolo ve Nuvola Lavazza, şehrin silüetine modern ve sürdürülebilir bir dokunuş katan yeni nesil yapılardır. Torino’da keşfedilecek yerler arasında bu modern binalar, şehrin geleceğe bakış açısını temsil eder. Özellikle Lavazza Müzesi’nin bulunduğu alan, endüstriyel bir mirasın nasıl şık bir yaşam alanına dönüştürülebileceğinin en taze örneğidir.
Torino’da Turistlerin En Çok Ziyaret Ettiği Yerler Nereleridir?
Bazı şehirlerin simgeleri o kadar güçlüdür ki, şehri onlarsız hayal etmek imkansızdır. Torino için de durum tam olarak böyle. Bu popüler noktalar, sadece turist kalabalıklarını çektiği için değil, gerçekten benzersiz birer hikaye ve görsellik sundukları için bu kadar ilgi görüyorlar. Torino turistik yerler açısından o kadar doyurucu ki, her köşede karşınıza çıkan bir yapı size “İyi ki buradayım” dedirtiyor. Benim bu popüler noktaları gezerken fark ettiğim en önemli şey, her birinin Torino’nun karakterini farklı bir açıdan yansıtmasıydı.
En popüler turistik noktalar hangileridir?
Listenin en başında, sadece Torino’nun değil, İtalya’nın da en prestijli müzelerinden biri olan Mısır Müzesi (Museo Egizio) yer alıyor. Burası, her sabah kapısında oluşan kuyruklarla şehrin en canlı noktalarından biridir. Torino’da en çok ziyaret edilen yerler denilince burayı es geçmek, şehri hiç gezmemekle eş değerdir.
Bir diğer popüler durak ise, içinde Sinema Müzesi’ni barındıran ve asansörüyle sizi gökyüzüne taşıyan Mole Antonelliana’dır. Bu iki dev isim, torino turistik noktalar listesinin zirvesini kimseye bırakmaz. Ancak son yıllarda, eski bir fabrika binasının muazzam bir restorasyonu olan ve içinde devasa bir yemek pazarı barındıran Eataly Lingotto da, gastronomi meraklısı turistlerin en favori uğrak noktalarından biri haline geldi.
Şehri simgeleyen yapılar nerelerdedir?
Torino’nun silüetini belirleyen ana yapı olan Mole Antonelliana, şehrin her yerinden görülebilen o ikonik sivri kulesiyle en büyük simgedir. Merkezin biraz doğusunda, Via Montebello üzerinde tüm ihtişamıyla yükselir. Torino şehir simgeleri arasında bir diğeri ise, Piazza Castello’nun tam ortasında duran Palazzo Madama’dır. Bir yüzü kale, bir yüzü saray olan bu bina, şehrin geçmişini tek bir karede özetler.
Ayrıca, Po Nehri’nin öte yakasındaki tepede parıldayan Superga Bazilikası, şehrin uzaktan bakıldığındaki en karakteristik simgesidir. Torino’da ünlü yapılar nerede diye merak edenler için bu yapılar, şehre karakterini veren nirengi noktalarıdır. Bu simgeler, Torino’nun o asil ve biraz da gizemli ruhunu her an size fısıldar.
İlk kez gelenlerin mutlaka görmesi gereken yerler hangileridir?
Eğer şehre ilk kez ayak basıyorsanız ve vaktiniz kısıtlıysa, enerjinizi Piazza Castello çevresine yoğunlaştırmalısınız. Buradan başlayarak Kraliyet Sarayı (Palazzo Reale) ve hemen yanındaki Torino Katedrali’ni görmelisiniz. Torino’da mutlaka görülmesi gereken yerler arasında bu üçlü, şehrin hem siyasi hem de dini tarihini anlamanızı sağlar.
Ardından, o meşhur Piazza San Carlo’ya geçip, meydanın zeminindeki pirinç boğa figürünün (Toro) üzerinde uğur getirmesi için dönmeyi unutmayın; bu, turistler ve yerel halk arasındaki en popüler ritüellerden biridir. Torino gezilecek yer önerileri listesinde bu ritüel, şehre aidiyet hissetmenin en eğlenceli yoludur. Son olarak, Valentino Parkı’nın içindeki Borgo Medioevale’yi (Orta Çağ Köyü) görmek, sizi bir anda masalsı bir dünyaya ışınlayacaktır.
Torino’da Daha Az Bilinen Ama Görmeye Değer Yerler Nerelerdir?
Torino, sırlarını bir kerede vermeyen, katman katman açılan bir şehir. Çoğu turist Mısır Müzesi ve Mole Antonelliana arasında mekik dokurken, aslında birkaç sokak ötede bambaşka dünyalar yaşanıyor. Torino’da gizli kalmış yerler, bazen bir avlunun arkasında, bazen de şehrin biraz dışındaki bir tepede sizi bekliyor. Bu noktaları keşfettiğinizde, şehre dair anlatacağınız hikayeler çok daha özgün ve derinlikli hale geliyor.
Turistlerin çoğunun bilmediği noktalar hangileridir?
Listenin en başına MAO (Museo d’Arte Orientale), yani Asya Sanatları Müzesi’ni koymalıyım. İtalya’nın ortasında muazzam bir Uzak Doğu ve İslam sanatı koleksiyonuyla karşılaşmak gerçekten şaşırtıcı. Tarihi bir sarayın içinde modern bir tasarımla sunulan bu müze, genellikle kalabalıktan uzak, huzurlu bir duraktır. Torino’da keşfedilecek yerler arasında burası benim için tam bir sürpriz olmuştu.
Bir diğeri ise San Lorenzo Kilisesi‘nin içindeki o meşhur kubbe detayıdır. Herkes önünden geçer ama çok azı içeri girip o geometrik ışık oyunlarını izler. Ayrıca, Quadrilatero Romano bölgesindeki daracık sokaklar, Roma döneminden kalan o antik dokusuyla turistlerin radarından kaçabiliyor. Torino’da turistik yerler dışında kalan bu bölgeler, şehrin en eski ve en karakteristik mahalleleridir.
Yerel halkın sevdiği yerler nerelerdedir?
Eğer bir Torinolu gibi yaşamak istiyorsanız, cumartesi sabahınızı Porta Palazzo pazarına ayırmalısınız. Burası Avrupa’nın en büyük açık hava pazarıdır ve tam bir renk, koku, ses cümbüşüdür. Torino yerel halkın sevdiği yerler denilince burası mutlak bir numaradır. Turistlerin pek uğramadığı bu devasa pazar, Torino’nun çok kültürlü ve canlı yüzünü gösterir.
Pazardan sonra ise hemen yakındaki Balon (veya bit pazarı meraklıları için Gran Balon) bölgesine geçebilirsiniz. Antika eşyaların, eski kitapların ve ikinci el kıyafetlerin arasında kaybolmak, Torino’nun o aristokrat havasının altındaki bohem ruhu keşfetmenizi sağlar. Torino turistik mahalleleri arasında burası, gerçek hayatın aktığı yerdir.
Kalabalıktan uzak gezilecek yerler hangileridir?
Huzur ve sessizlik arayanlar için rotayı Basilica di Superga’nın arka tarafındaki ormanlık yürüyüş yollarına çevirmeyi öneririm. Çoğu kişi sadece bazilikayı görüp döner ama o tepenin etrafındaki patikalar Alpler manzarası eşliğinde harika bir yürüyüş sunar. Torino’da kalabalıktan uzak gezilecek yerler listesinde burası gerçek bir nefes alma noktasıdır.
Şehrin içinde ise, Piazza della Consolata meydanı ve oradaki tarihi kafeler, Piazza San Carlo’nun o gösterişli kalabalığından çok daha samimidir. Özellikle kış aylarında, bu meydandaki küçük bir dükkanda sıcak bir çikolata içmek, torino’da seyahat rehberi gezilecek yerler rotanızın en huzurlu anı olabilir. Ayrıca Villa della Regina, her ne kadar bir saray olsa da, merkezdeki diğer yapılar kadar yoğun ziyaret edilmez; bu da size o muazzam bahçelerde tek başınıza yürüme lüksü verir.
Torino’nun o gizli kalmış avlularından ve yerel pazarlarından sonra, şimdi elimizde fotoğraf makineleri ve telefonlarla şehrin o en estetik, en “Instagramlık” noktalarına odaklanıyoruz. Torino, ışığın binalar üzerinde dans ettiği, geniş perspektiflerin ve simetrinin şehri olduğu için fotoğrafçılar için adeta bir oyun parkıdır. Torino’da görülecek yerler listenizi ölümsüzleştirecek o kareleri nerede yakalayacağınızı bilmek, seyahatinizin görsel hafızasını bambaşka bir seviyeye taşır.
Torino’da Fotoğraf Çekmek İçin En Güzel Yerler Nerelerdir?
Torino’da fotoğraf çekmek, sadece bir yapıyı kadraja sığdırmak değil, o asil ve biraz da melankolik ruhu yakalamaktır. Şehrin mimarisi o kadar düzenli ki, neredeyse her köşe başında kendiliğinden oluşan bir altın oran var. Ben Torino sokaklarında gezerken, özellikle sabahın erken saatlerindeki o yumuşak ışığın binaların sarı ve pastel tonlarını nasıl canlandırdığına hayran kalmıştım. Torino fotoğraf noktaları, size hem klasik İtalyan estetiğini hem de modern Avrupa’nın çizgilerini sunar.
Şehrin en ikonik fotoğraf noktaları hangileridir?
Listenin mutlak bir numarası, Piazza San Carlo’dur. Meydanın ortasındaki atlı heykelin arkasına ikiz kiliseleri aldığınız o simetrik kare, Torino’nun imzasıdır. Burası torino’da fotoğraf çekilecek yerler denildiğinde herkesin ilk uğradığı, şehrin aristokrat yüzünü en iyi yansıtan noktadır.
Bir diğer ikonik kare ise Mole Antonelliana’nın Via Montebello veya Via Po üzerinden çekilen fotoğraflarıdır. Dar sokakların arasından gökyüzüne uzanan o sivri kulenin yarattığı derinlik algısı, fotoğraflarınıza dramatik bir hava katar. Ayrıca, Galleria Subalpina’nın içindeki o cam tavanlı, Art Nouveau tarzı pasaj, kendinizi 19. yüzyıl Paris’inde hissettirecek kadar şık bir fon sunar. Burası torino’da ikonik yapılar arasında en zarif olanlarından biridir.
Manzara fotoğrafı için en iyi yerler nerelerdedir?
Eğer geniş bir perspektif ve şehir silüeti arıyorsanız, gün batımına doğru Monte dei Cappuccini’ye çıkmalısınız. Buradan çektiğiniz fotoğraflarda, ön planda Po Nehri ve tarihi merkez, arka planda ise tüm heybetiyle Alpler yer alır. Torino manzara fotoğrafı denilince bu tepe rakipsizdir. Kar altındaki Torino’yu buradan çekmek ise bir fotoğrafçının rüyasıdır.
Daha panoramik ve yüksekten bir bakış için ise Superga Bazilikası’nın balkonunu tercih edebilirsiniz. Burası, şehri minyatür bir maket gibi kadraja almanızı sağlar. Torino’da manzara görülecek yerler listesinde burası, bulutların şehrin üzerine çöktüğü o gizemli anları yakalamak için en doğru adrestir.
Sosyal medya için popüler noktalar hangileridir?
Sosyal medya paylaşımları için biraz daha yaratıcı ve renkli noktalar arıyorsanız, rotanızı Farm 65 veya Parco Dora gibi endüstriyel ama sanatsal alanlara çevirebilirsiniz. Özellikle Parco Dora’daki devasa kırmızı kolonlar ve paslanmış metal yapılar, “industrial” tarzda çekimler yapmak isteyenler için harika birer sosyal medya için popüler noktalar arasındadır.
Ayrıca, nehir kenarındaki Borgo Medioevale’nin (Orta Çağ Köyü) girişindeki asma köprü ve taş duvarlar, masalsı bir atmosfer yaratmak için birebirdir. Torino’da en güzel yerler arasında burası, özellikle bahar aylarında çiçeklerin açmasıyla tam bir görsel şölene dönüşür. Son olarak, Piazza Castello’daki devasa fıskiyelerin önünde, sarayın ihtişamını arkaya alarak çekilen selfieler, torino seyahat rehberi içeriğinizin en çok beğeni alan kareleri olacaktır.
Torino’da Kısa Sürede En Çok Yer Nasıl Görülür?
Torino’da zamanı verimli kullanmanın sırrı, bölgeleri birbirine bağlayan bir rota izlemektir. Şehir, bir örümcek ağı gibi merkezden dışa doğru açıldığı için, gezinizi halkalar şeklinde planlayabilirsiniz. Kendi deneyimlerimden biliyorum ki; sabahın erken saatlerinde popüler müzeleri aradan çıkarmak, öğleden sonrayı ise açık hava keşiflerine ve meydanlara ayırmak en az yorucu ve en keyifli yöntemdir. Torino gezi planı yaparken ulaşım kartlarını ve müzelerin çalışma saatlerini önceden kontrol etmek, o meşhur İtalyan bürokrasisine takılmanızı engeller.
1 günde Torino’da hangi yerler gezilmeli?
Sadece 24 saatiniz varsa, Torino’nun o asil ruhunu en yoğun haliyle solumanız gerekir. Güne şehrin kalbi olan Piazza Castello’dan başlayın. Buradaki Palazzo Reale (Kraliyet Sarayı) ve Torino Katedrali’ni hızlıca ziyaret ettikten sonra, rotanızı Via Roma üzerinden Piazza San Carlo’ya çevirin. Öğle yemeği molasını bu şık meydanda verdikten sonra, öğleden sonranızı mutlaka Mısır Müzesi’ne ayırın; çünkü burası torino’da 1 günde gezilecek yerler listesinin mutlak yıldızıdır. Akşamüstü ise Po Nehri kıyısındaki Piazza Vittorio Veneto’da günü batırıp, nehir kenarında bir akşam yürüyüşüyle turunuzu tamamlayabilirsiniz. Bu rota, torino’da kısa sürede gezilecek yerler arayanlar için şehrin özeti niteliğindedir.
2 gün için ideal gezi planı nasıl olmalı?
İkinci gününüzde, şehrin sembollerini ve manzara noktalarını derinlemesine keşfetme şansınız olur. Sabahın ilk saatlerinde Mole Antonelliana’ya gidip hem Sinema Müzesi’ni gezin hem de asansörle tepeye çıkıp panoramik bir bakış atın. Ardından, nehrin karşısına geçip Monte dei Cappuccini tepesine tırmanarak o meşhur Torino manzarasını fotoğraflayın. Öğleden sonra ise kendinizi Parco del Valentino’nun yeşilliğine bırakın ve içindeki Borgo Medioevale’yi keşfedin. Torino’da 2 günde gezilecek yerler planına akşam için Quadrilatero Romano bölgesindeki butik restoranları ekleyerek şehrin gastronomik yüzüyle tanışabilirsiniz.
3 gün ve üzeri için hangi yerler eklenmeli?
Üçüncü gün artık şehrin çeperlerine çıkma ve daha tematik yerleri keşfetme vaktidir. Mutlaka yarım gününüzü Venaria Reale sarayına ve devasa bahçelerine ayırın; burası “İtalya’nın Versailles’ı” olarak bilinir ve torino turistik mekanlar arasında en görkemlilerinden biridir. Geri kalan vaktinizde, otomobil tutkunu olmasanız bile modern mimarisiyle büyüleyen MAUTO’yu (Otomobil Müzesi) ziyaret edebilir veya Superga Bazilikası’na o nostaljik tramvayla çıkabilirsiniz. Eğer daha fazla vaktiniz varsa, torino’da hafta sonu gezilecek yerler rotanıza lezzet durağı olarak Eataly Lingotto’yu da ekleyerek yerel tatların tadına varabilirsiniz. Bu genişletilmiş plan, torino gezi rotası için en eksiksiz deneyimi sunar.
Torino’da Gezi Planı Yaparken Yapılan Hatalar Nelerdir?
Torino’da yapılan en büyük hata, burayı “yol üstü uğranacak bir sanayi şehri” sanıp çok kısa vakit ayırmaktır. Birçok kişi Milano’dan geçerken birkaç saatliğine uğrar ama sonra o görkemli sarayları ve müzeleri görünce pişman olur. Torino gezi planı yaparken şehrin o ağırbaşlı ve detaycı ruhuna saygı göstermek gerekir. Ben ilk gidişimde müzelerin büyüklüğünü hafife almıştım ve bu bana biraz yorgunluğa mal olmuştu. İşte sizin bu hatalara düşmemeniz için birkaç altın tavsiye.
Çok uzak noktaları aynı güne koymak neden zorlayıcıdır?
Torino merkezi çok kompakt olsa da, bazı önemli duraklar şehrin çeperlerine yayılmıştır. Örneğin, aynı gün içine hem Venaria Reale sarayını hem de Superga Bazilikası’nı koymak, vaktinizin yarısını yollarda harcamanıza neden olur. Torino’da turistik noktalar nerede sorusunun cevabı genellikle merkez olsa da, bu iki devasa yapı şehrin zıt kutuplarındadır. Çok uzak noktaları aynı güne koymak, şehri keyifle keşfetmek yerine bir yarıştaymış gibi hissetmenize yol açar. Her gün için bir uzak nokta ve ona eşlik eden birkaç merkezi durak planlamak en mantıklısıdır.
Sadece popüler yerlere odaklanmak doğru mu?
Mısır Müzesi ve Mole Antonelliana elbette görülmeli, ancak Torino’nun ruhu aslında o meşhur tarihi kafelerde, pasajlarda ve ara sokaklardaki butiklerde gizlidir. Sadece popüler yerlere odaklanmak, şehrin o meşhur aristokrat ve yerel dokusunu kaçırmanıza neden olur. Örneğin, Piazza della Consolata gibi daha az bilinen ama atmosferiyle büyüleyen meydanları pas geçmek, Torino deneyiminizi eksik bırakır. Torino’da gezilecek alanlar listesine mutlaka yerel halkın vakit geçirdiği parkları ve pazarları da ekleyerek denge kurmalısınız.
Müze planlaması yapmamak neden sorun yaratır?
Torino, bir “müzeler şehri”dir ve bu müzelerin çoğu dünya çapında popülerdir. Müze planlaması yapmamak, özellikle hafta sonları kapıda saatlerce beklemek veya Mısır Müzesi gibi yerlere bilet bulamamak anlamına gelebilir. Ayrıca bazı müzeler Pazartesi günleri kapalıdır; bunu hesaba katmadan kapıya kadar gitmek büyük bir hayal kırıklığı yaratır. Torino’da görülmesi gereken müzeler için biletlerinizi online almak ve ziyaret saatlerinizi sabahın ilk saatlerine ayarlamak, günün geri kalanını özgürce geçirmenizi sağlar. Torino seyahat rehberi gezilecek yerler listenizin en başına “rezervasyonları kontrol et” notunu düşmek, gezinizi kurtaran o küçük ama hayati detaydır.




